Bir gün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine, bütün hayatını anlatmak istersin. — Murathan Mungan (via kitapsayfasi)

(via sosyopatizan)

şarkıların hisleri olanı var bir de hisleri surata vuranları

mesela unutulurmuş diye bir şarkı var Levent Yüksel-Özge Fışkın kendisi. Baya sessizli sakinli dinliyordum. ((bu noktada bütün gün Levent Yüksel mırıldanıp şarkılarını dilime dolayan arkadaşıma teşekkürü borç bilirim)) Nakarata bir girdi arkadaş yemin ediyorum kedi olsam tavana zıplamıştım tırstım lan üstüme bişi fırlatılmış gibi oldum bir anda.
 Kedi dedim de bak bunun tivitini de attım taktım bu aralar kedilere nedense, neyse kediler bile sevgime karşılık vermiyor yuh ulan hayvan o arkadaş seversin mırıldar sevmezsin aldırmaz yani pusu kurduğu çalılıktan tıslamak nedir? derdin ne lanet kedi kestircen zorla kendini adımız sataniste çıkacak! sevgimin çirkin bişi olduğunu düşünmeye başladım nefret ve iğneleme üzerine daha yoğun çalışmayı planlıyorum gelecekte.

kes sesini ve dinle kadın!

resmen aşık oldum hatuna.

“kolay kolay sevemezsin sen fazla derinsin ve günümüz kızlarının bir çoğu aptal”

bunu bir kızdan duymuş olmak önce çok güldürdü beni o kadar beklenmedik bir tepkiydi ki. dolan gözlerinin ardından buruk bir sesle “olan olmuş boşver” tadında teselliler bekliyordum oysa herkes gibi. şaka gibi gelen bu yorum düşündürdü sonra beni gerçekliğe yaklaştıkça üzücü olabilecek bir yorum değil mi resmen? ne kadar da hissederek dinledin herşeyi ne büyük bir empati gücün var hayran kaldım herşeyden sonra duruma böyle yaklaşmana o kadar ki herşeyi konuşası geliyor insanın duygularını paylaşılmış bir simit gibi bölüp aktarmak gibi.. oysa çocuksu der insanlar sana belki de budur sırrın insanlığını duru tutmakla kazanıyorsun belki. Üzülme diyip sarılan bir çocuk gibi geldi bu tek cümlen. bilmiyorum ne diyeceğimi, senin dediğinin ne kadar doğru oldunu da bilmiyorum. şaşırmak için geç olmadığını biliyorum sadece ve hep senin şaşırttığını biliyorum. iyi ki varsın çok sık olmasan da hayatımda böyle süprizlere ihtiyacım var :) tek isteğim var senden sorma ki anlatmayayım. sorarsan yaşayacağım.

İnsanlar beni yanlış anladığında onları düzeltmekten vazgeçerek %87 enerji tasarrufu sağladım.

(via sosyopatizan)

İzmir’e yerleşebilirdik oysa

Şehrin içinde olmayan ama çok da uzak olmayan bir ev bulurduk belki. Hayalinde canlanan o mükemmel eve benzemezdi ama ondan daha iyi olduğunu düşünürdün mutlu olacaktın çünkü. Evimiz şehirde olmadığı için önü açık olurdu. Şartımız bu olabilirdi önü açık olmalıydı mutlaka. Çünkü önünde uzanan tepeler olması ya da denize bakması önemli değildi önemli olan gün batımını görebilmemiz ve balkon manzaramızda sana sarılabilmemdi. Evimize ilk kez geldiğimizde ve sarılarak ilk kez  bu gün batımına baktığımızda anlardın neden mutlu olacağımızı. Gülümserdin hayalindeki evi çok gereksiz bulup bu yeni eve ısınırken ve ben gülümsemene bakıp bir kez daha aşık olurdum sana. Güneşin batan turuncusu boyardı elimizi yüzümüzü, renklerin parlaklığı “rüyada mıyım?” dedirtirdi. Rüya olmasından korkup usulca sokulurdun bana, bense üşüdüğünü sanarak sımsıkı sarılırdım sana.

ya da tüm bunları boşverip bitirirdik hepsini ve beklerdik yabancılaşıp anılar soluncaya, bir gül kuruyuncaya kadar.

bugün hıdırellez’miş, insanlar gül dallarına dileklerini asıyor. Ben geceyi bekliyorum yılın en büyük dolunayı bugün diyorlar.

bugulucam:

Keşke herkes kendi içsel deliliğini bilse ve onunla birlikte yaşamayı öğrense. Dünya daha mı kötü bir yer olurdu? Hayır insanlar daha yürekli, daha mutlu olurlardı.

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho

(via sosyopatizan)

asker

sosyopatizan asked: ses etme ses etme işin düşünce ara sor zaten pis herif! yok ya bende ama torrenten bakabilirm istersen

bizde böyleeee işimize yaramayanı arayıp sormayız bi nevi doğal seçilim işleyen demirler hayatta kalsın istiyoruz:D:D bulursan haber et yaa merak ediyorum izlicem o filmi